Bir İftiranın Anatomisi: Mahmud Eren Hoca, Medreseleri ve İncil
Mahmud Eren Hoca, fetret ehli konusundaki görüşleri nedeniyle Cübbeli Ahmet’in hedefi olmuştu. Cübbeli Ahmet, Mahmud Eren Hoca’nın meseleye dair anlama gayreti tavsiyesini kasıtlı olarak çarpıtarak, onun dinler arası diyaloğu savunduğunu ve medreselerinde İncil okutulmasını teşvik ettiğini iddia etmiştir. Maalesef bu iddialarla beraber Mahmud Eren Hoca’nın fetret ehli konusundaki ifadeleri yanlış anlaşılmakla kalmamış, mesnetsiz iftiralar da hızla yayılmıştır.
Halbuki bu görüşler, Ehl-i sünnetin iki büyük itikadî mezhebinden biri olan Eş’ariyye’ye mensup İmam Gazâlî’nin içtihat derecesindeki yorumlarıyla ve Osmanlı Devleti’nin son döneminde yaşamış olan Mustafa Sabri Efendi gibi âlimlerin ona tâbi olmasıyla literatüre girmiştir. Kaldı ki, Cübbeli Ahmet de zaman zaman bu görüşleri dillendirmiştir. Sosyal medyada bu konuşmaları rahatlıkla bulabilirsiniz.
Biz de bu konunun daha iyi anlaşılması ve hakkın yerini bulması için, İmam Gazâlî’nin fetret ehli konusundaki görüşlerini detaylı bir şekilde inceleyip, günümüz âlimlerinin bu konudaki yaklaşımlarını ve Mahmud Eren Hoca’nın ne anlatmak istediğini etraflıca ele alacağız.
İmam Gazâlî’nin Fetret Ehli Konusundaki Görüşü
Ehl-i sünnetin iki büyük itikadî mezhebinden biri olan Eş’ariyye’ye mensup İmam Gazâlî (Rahimehullah), fetret ehli hakkında şöyle demiştir: İmam Gazâlî, insanları üç gruba ayırmıştır:
- Peygamberimizin Adını Hiç Duymamış Olanlar: Bu grup, Peygamberimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ismini hayatlarında hiç duymamış olan kimselerdir.
- Peygamberimizin İsim ve Sıfatlarını Duymuş Olanlar: Bu grup, İslam memleketlerine komşu olan yerlerde veya Müslümanların arasında yaşayan kimselerdir. Bu kişiler, Peygamberimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ismini, sıfatlarını ve gösterdiği mucizeleri detaylı bir şekilde duymuşlardır. Ancak, bu bilgiye rağmen kâfir ve mülhid kalmışlardır.
- Bu İki Sınıf Arasında Kalanlar: Bu kimseler, Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ismini duymuş ancak sıfatlarını ve mucizelerini doğru şekilde duymamışlardır. Hatta, küçüklüklerinden beri Peygamberimizi “ismi Muhammed olan yalancı biri peygamberlik iddiasında bulunmuştur” şeklinde tanımışlardır.
İmam Gazâlî, bu üçüncü grubun durumunu birinci grupta bulunanlarla aynı olarak değerlendirmiştir. Çünkü bu kişiler, Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ismini haiz bulunduğu vasıfların zıtlarıyla birlikte duydukları için onları araştırmaya sevk edecek bir durum bulunmamaktadır.
Mustafa Sabri Efendi’nin Görüşü
Bu meselede Gazâlî’ye tâbi olan Mustafa Sabri Efendi de fetret ehli konusunda önemli görüşler ortaya koymuştur. Mustafa Sabri Efendi, Gazâlî’nin fetret ehli hakkındaki görüşlerini desteklemiş ve genişletmiştir.
Mustafa Sabri Efendi, bu meselede şöyle demektedir: “Gazâlî’nin de dediği gibi, peygamberlik bahsinde muhît-i İslam’dan uzak bir köşede bulunan ve Hz. Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ismini işitmişse de ancak yanlış telkinatlar arasında işitebilmiş olan avâm-ı nâs benim re’yimce de mazur addolunurlar.”
Mustafa Sabri Efendi, özellikle Hz. Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ismini yanlış telkinatlar arasında işiten kimseleri mazur görmüş ve onların durumlarını Gazâlî’nin birinci grubu ile aynı kabul etmiştir. Bu, Mustafa Sabri Efendi’nin fetret ehli konusundaki yaklaşımında Gazâlî’nin görüşlerine tâbi olduğunu net bir şekilde göstermektedir.
Günümüz (Muasır) Âlimlerinin Görüşleri
Günümüz (muasır) âlimlerinden bazıları, Gazâlî’nin bu görüşünü dikkate alarak, modern iletişim araçlarının etkisiyle günümüzde küfür coğrafyalarının merkezî yerleşimlerinde yaşayanların yoğun propagandaya maruz kaldıklarını ve bunun sonucunda mazur kabul edilebileceklerini ifade etmektedir. İslamofobi ve yanlış bilgilendirme ile İslamiyet’i ve Peygamberimizi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanlış anlayan kişilerin, doğru bilgiye ulaşamamalarının sonucunda mazur görülebileceği belirtilmektedir.
Peki Mahmud Eren Hoca Ne Anlatmak İstemişti?
Mahmud Eren Hoca, fetret ehli konusundaki bu görüşleri paylaşarak, gayrimüslimlerin durumunu anlama gayreti göstermenin önemini vurgulamaktaydı. Aslında Mahmud Eren Hoca, İmam Gazâlî, Mustafa Sabri ve muasır (günümüz) bazı ulemanın görüşlerini naklederek böyle bir görüşün de olduğunu anlatmaya çalışmaktaydı. Müderris hocalar, talebelerine en zayıf görüşleri bile anlatırlar; bu, ehli ilim katında bilindik bir metottur. Bu, sadece böyle bir görüşün de olduğunu anlatma çabasından ibarettir.
Cübbeli Ahmet Aylardır İnsanları Nasıl Manipüle Etti?
- Yanlış Yorumlama Yaptı: Mahmud Eren Hoca’nın meseleyi anlama gayreti tavsiyesi, Cübbeli Ahmet tarafından kasıtlı olarak yanlış yorumlanmış ve dinler arası diyaloğu savunma olarak lanse edilmiştir.
- Yanıltıcı Bağlantılar Kurdu: Mahmud Eren Hoca’nın medreselerinde İncil okutulmasını teşvik ettiğini iddia ederek, bu görüşü dinler arası diyaloğu savunanların görüşüyle ilişkilendirmiştir.
- Çarpıttı: Mahmud Eren Hoca’nın meseleyi anlama gayreti çağrısı, Cübbeli Ahmet tarafından kasıtlı olarak çarpıtılmış ve yanlış bir şekilde yansıtılmıştır.
- Kamuoyunu Yanlış Bilgilendirerek İftira Attı: Medreselerinde İncil okutulmasını teşvik ettiği yönündeki iddialar tamamen asılsız ve uydurulmuş birer iftiradır.
Sonuç
Mahmud Eren Hoca’nın meseleye dair anlama gayreti çağrısı, fetret ehli kavramı üzerine olup dinler arası diyaloğu savunma ile hiçbir ilgisi yoktur. Ancak, Cübbeli Ahmet bu anlama gayreti tavsiyesini kasıtlı bir şekilde çarpıtarak, Mahmud Eren Hoca’nın dinler arası diyaloğu desteklediğini ve medreselerinde İncil okutulmasını teşvik ettiğini iddia etmiştir.
Şüphesiz ki, her hakikat bir gün gün yüzüne çıkacak ve her iftira gerçeklerin altında ezilecektir.