“Kabirde Cima” İddiasının Türkiye’ye Taşınışı

İÇERİKLER

Birelvî Kaynaklı “Kabirde Cima” İddiasının Türkiye’ye Taşınışı Üzerine!

Birelvîliğin itikadî mirasının en tartışmalı örneklerinden biri, Ahmed Rızâ Birelvî’nin el-Melfûzât’ta naklettiği şu görüştür:

“Enbiyâ kabirlerinde yer, içer; mübarek hanımları kendilerine getirilir ve gece beraber olurlar.”

Bu ifade, Birelvî literatüründe açıkça “kabirde cima” şeklinde anlaşılmış ve yayılmıştır. Sahih hadislerde, sahabe kavillerinde, selef imamlarında ve dört mezhebin fıkhında zerre kadar karşılığı yoktur. Tamamen şaz ve Ehl-i Sünnet dışı bir görüştür.

Daha vahimi ise şudur:
Bu şaz nakil, bugün Türkiye’de —üstelik din adına söz söyleyen bazı kimseler eliyle— sanki sahih bir rivayetin doğal devamıymış gibi halka sunulmaktadır. Hadislerin arasına yerleştirilerek meşruiyet kazandırılmaya çalışılmaktadır.

Bu, ilmî teamülle bağdaşmaz.
Bu, Resûlullah Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm’a tazimle bağdaşmaz.
Bu iddianın Ehl-i Sünnet adına sahiplenilmesi ise ilmî ve ahlâkî bakımdan asla kabul edilemez.

Mesele şahıslar değildir.

Mesele, Allah’ın Nebîsi aleyhissalâtü vesselâm’a isnadı yakışmayan bir isnadın, “tasavvuf meşrebi” görüntüsü altında Türkiye’ye taşınmasıdır.

Daha da önemlisi, bu görüşün Türkiye’de yayılmasına vesile olan isimlerin başında Cübbeli Ahmed gelmektedir.

Birelvî ekolünün bu şaz ve batıl iddiasını, kaynağını gizleyerek sahih hadislerin arasına yerleştirip aktarması, meselenin vahametini birkaç kat artırmaktadır.
Zira bir sözün kaynağını perdeleyip onu hadislerin gölgesinde meşrulaştırmak, ümmeti yanıltan bir üsluptur.

Burada tekrar vurgulamak gerekir ki:
Mesele şahısların kimliği veya kişisel tartışmalar değildir.
Asıl mesele, Allah’ın Nebîsi’ne aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz’e yakışmayan bir isnadın, tasavvuf adı altında dolaşıma sokulması ve bunun da din adına konuşan bazı kimseler eliyle yapılmasıdır.

Nitekim bu sapkın itikat, sözde tasavvuf ehli olduğunu iddia eden bazı kimseler tarafından memleketin gündemine taşınmakta; saf zihinler, Ehl-i Sünnet ölçüsünden uzak yorumlarla idlâl edilmektedir.

Uyarımız nettir:
Bir taifeyi masum göstermeden önce, o taifenin taşıdığı sözün nereye çıktığına bakmak gerekir.