Jurnalcilik, Gammazlamak Caiz midir?

İÇERİKLER

Bu yazımız ilgili sorulara İslam Fıkhına göre düzenlenmiş bir cevaptır.

Önce cevabını verip sonra izahını yapacağız.

Jurnalcilik, ile İlgili Fıkhî Hüküm

Jurnal, caiz değildir. Jurnalci için caydırıcı cezalar verilmeli ve tüm zararları tazminle sorumlu tutulmalıdır.

Nitekim Burhânüşşerîa’nın (öl. 570) el-Muhîtu’l Burhânî adlı eserinde şöyle geçer ;

Sadrüşşehîd bu konuda şöyle fetva verir;
Zamanımızda şikâyetlerin çok olması sebebiyle Fetva ;
Jurnalcileri caydırıcı tedbirler alarak insanları korumak gerektiğini söyleyen İmâm Muhammed’in kavline göredir.”

“Jurnal yapan kişi cennete giremez.” Hadîs-i Şerif

Jurnal (Gammazlamak) Nedir?

Jurnal fıkıh kitablarımızda SİÂYE adıyla geçer.
Siâye bir kimseyi Sultana şikâyet etmek, gammazlamak, ispiyonlamak ve bozgunculuk çıkarmak için insanlar arasında söz taşımak demektir.
Bu çirkin fiili yapan kişiyede jurnalci, gammaz denir.

Bazı hikmet sahibleri şöyle demiştir :

“Jurnalci kişi iki çirkin hâl arasındadır.
Ya söyledikleri doğrudur, emanete ihanet etmiştir,
ya da yalancıdır, mertliğe muhalefet etmiştir.”

Bazı hikmet sahibleri şöyle demişlerdir:

“Doğruluk jurnalci kişi dışında herkesi değerli yapar.
Oysa jurnalci doğru bile olsa onu kötü ve yerilmiş olan bir insan yapar”

“Laf taşımak alçaklık, jurnalcilik ise aşağılıktır.
Her ikisi de gaddarlığın başı ve şerrin temelidir.
O halde bu iki yoldan da bu yolun yolcularından da şiddetle sakın!”

Fadl b. Sehl kendisini jurnal eden birinin mektubunun altına şöyle yazmıştı:

“Biz jurnalciliği kabul etmeyi jurnalcilikten de daha kötü kabul ederiz.
Çünkü jurnalcilik kötülüğe yol göstermektir. Kabul etmek ise ona izin vermektir.
Ey insanlar jurnalcilikten kaçının! Çünkü jurnalci kişi söylediğinde doğru olsa bile sadakatinde günahkâr olmuştur.
Çünkü onlar mahremiyeti muhafaza etmez, ayıpları da gizlemezler.”

İskender, bir insanı kendisine jurnal eden kişiye;

“Senin o kişi hakkında söylediklerini de, o kişinin senin hakkında söyleyeceklerini de kabul etmemi ister misin?’ diye sordu.
O kişi: ‘Hayır’ dedi.
Bunun üzerine İskender: ’O halde senin başkasına şerrin dokunmasın ki onlar da sana zarar zermesin’ dedi.

Edebüd-Dünya Ved-Din adlı muhteşem eserde İmam Maverdi jurnali işte böyle anlatıyor.

Buraya meselenin fıkhi hükmünü ekleyelim ;
Jurnal gizli olan ihbar olunca, jurnalcide bunu doğal olarak gizlice yaparken ;

Bu Jurnal Televizyonlarda Yapıldığında Ne Anlama Gelir?

Cevab;
1- Tabi ki yine jurnal manasındadır

Üstüne;
2- Aynı zamanda mahramiyyete saldırıdır,
3- Gizliliğin esas olduğu konularda ifşadır.
4- “Berat-i zimmet asıldır” kuralına muhalefettir.
5- İnsanları yanlış yönlendirerek algı oluşturmaktır.
6- Olusturulan algı ile dost destekcilerini onlardan ayırmak,
7- Kuvvet sahiplerini dusmanlikla uzerlerine musallat etmektir.

Yani;
Kesin olmayan kulaktan duyma bilgileri sanki hukuken sabit olmuş suçlarmış gibi anlatarak, toplumda birileri hakkında algı oluşturmak. Ve bu algı üzerinden kendi maksadına ulaşmak demektir.

Netice;
Tüm bu caiz olmayan işler bir fiilde toplandığında ve toplumu yanlış yönlendirme gibi umumu ilgilendiren ağır bir suç icerdiğinde ;
Ne kazaen ne diyaneten ne de siyaseten caiz olmayan bir suçtur.
Hiç bir müftü buna cevaz veremez.

Ayrıca;
Eğer islam ahkamıyla yönetilen bir toplumda yaşasaydık, bu tip vaizler ve din adamları kesinlikle hacredilir, fetva vermesi, vaaz vermesi, din adına konuşması yasaklanırdi.

[En doğrusunu Allah bilir]

(Fıkıh kitablarının Hacr bahislerinde müftülerin HACR edilmesi bahsine ve SİÂYE meselesine bakınız.
Bunun için İbn Nüceym’in (öl. 970/1563) Bahrü’r-râik, Halebî’nin (öl. 956/1549) Mülteka’l-ebhur, Şeyhîzâde’nin (öl. 1078/1667) Mecmaü’l-enhur, Haskefî’nin (öl. 1088/1677) ed-Dürrü’l-muhtâr ve İbn Âbidîn’in Reddü’l-Muhtâr adlı eserlerine bakılabilir.)