Düşman Okunu Takip Ediniz, O Sizi Hak Ehline Götürür

İÇERİKLER

Düşman Oklarına Bakarsanız Dostunuzun Kim Olduğunu Anlarsınız

Kendisine “Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?” denilen alimin ;
“Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür” diye bir söz nakledilmektedir. Kastedileni anlarsak elbette doğrudur.
Ama unutulmamalı ki ;
Bir sözün söylenme amacı, sözün düz manasından daha önemlidir.
Bir miktar su-i zanda bulunacak olsaydım “bu sözün söyleniş amacının, müslümanları manipüle etmek olduğunu” söyleyebilirdim. Bu yüzden sözlere mi yoksa düşmanın maksadına mı, sonucuna mı bakmalıyız?!
Şurası bir gerçek ki
Düşmanın hedefini, esas gayesini anlamadan sözlerinin düz anlamını ok sanıp hedef belirlemek, onun stratejisine yapılabilecek muazzam bir katkıdır.
Günümüzde kitleleri yönlendirerek psikolojik harekatın en önemli ve etkili silahının bilumum medya olduğunu söylesek kimse buna itiraz etmez diye düşünüyorum.

Zira;
Medyanın kuruluşunun esas gayesinin toplum algısını yönlendirmek olduğu izahtan varestedir.
Birilerinin düşman tarafından yazılarıyla hedef alındığı izlenimi vererek kendisini hak yolda göstermesi, tarihten beri var ola gelen bir taktik olsa da günümüzde insanları ters köşe yapmak için çokça müracaat edilen bir üslup halini almıştır.
Hatta;
Bir topluluğa sızıp onlardan kahraman unvanını almanın en bilindik yolu, o toplumun düşmanları [senin kendi] tarafından kötülenmendir, hedef alınmandır. Kendi tarafın seni kötülemeli ki, karşı taraf sana kucak açsın. Açsın da o topluma sızabilesin, kötülenmeli dövülmelisin ki o toplum seni bağrına bassın, sözlerine aldansın…
Ne hazîndir ki;
Kalpleri sâfî olan insanlar, bu emsal hatalara düşmemek için yeterli donanıma sahip olamamışlardır.

Birtakım Gizli Eller

Beyaz, gri, kara propagandalarıyla tarihin hemen her sahnesinde kendini farklı renklerle izhar eden zehirli bir bukalemun aracılığıyla ittihad-ı İslam’ı engelleme çabasına girmişlerdir.
Hz. Osman’a [r.a] suikast tertip ettiren Sebeoğlu yahûdîsinin Hz. Ali’yi [r.a] öven, onu haklı gösteren sözlerindeki amaç, Hz. Muaviye’yi [r.a] bâtıl yolda gösterip karşıt düşman olarak deklare etmekti.
Evet, Hz. Ali hak yoldaydı doğru, bizim inancımız da bu. Ama Hz. Muaviye’nin de bâtıl ve düşman ilan edilmesi bir o kadar yanlıştı. Onun hatası içtihadî idi.

Sebeoğlunun Maksadı Hak Değildi

Aksine fitneyi körüklemek, müslümanları bölmek ve aralarından şia mezhebini kurarak ilelebet devam edecek bir fitnenin fitilini ateşlemekti.
Sebeoğlunun maksadını anlayamadan sözlerini takip eden halk,
Hz. Muaviye düşmanlığını olmazsa olmaz bir dava edindiler.
Vâkıa, bu yaptıklarıyla ancak şianın doğumunu hızlandırdılar.
Hatta;
İmam Taberî’nin Seyf bin Ömer’den rivayetine göre müslüman taraflar bazı adımlar atıp tam barışı sağlayacaklarında Hâricîlerinin önde gelenlerini toplayan Sebeoğlu ;
“İki taraf arasında sağlanacak olan barışın kendileri için ölüm demek olacağını kafalara kazıyarak, her ne suretle olursa olsun ertesi gün savaşın başlatılma kararını verdirtmişti”

Sadece Sözleri Takip Ederek Düşman Oklarının Hedefini Anlayamayız

Hele hele medya aparatıyla üfleyip uyuşturarak insanları hamm edip yutmakta uzman kadroya karşı…
Söylenen sözlerin sadece lügat anlamlarıyla yetinemeyiz gerçeği idrak adına.
Sonucuna ve bundan kimlerin menfaat devşirdiğine dikkat etmek, lügat manasından ötedir, anlama anlam katmak babında…
Haricîler ayet okuyup “Hüküm yalnızca Allah’ındır” dediklerinde ;
Allah Arslan’ı Hazreti Ali’nin: “Sözünüz doğru, ama sözü söyleme amacınız fesat çıkarmaktır” fetvasıyla maksadın önemini vurguladığını hatırlarsınız.

Kardeşlerim;
Allah için bir duralım, durulalım ki sağlıklı düşünelim!
Ne güzel der atalarımız: “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”.
Efendiler!
Medreselerin içi boşaltılıyor, gencecik talebeler medreseden kopartılıyor !
Bu mu Allah aşkına ?
Bu mu Sultanımızı korumak, unutturmamak?!
Uydurma ve mesnetsiz fetö damgası vurup korku psikolojisini kullanarak belki ters köşe propaganda diyebileceğimiz bir algıyla atılan okların hedefine bakın efendiler!

Muhammed aşkına atılan okların hedefinin medreseleri boşaltmak olduğunu görün!

Ne olursunuz;
Medya algısıyla değil, Kur’an ve Sünnetle bakın!
Efendiler!
Gelin, medya ile düşündürülenler, düşünecekleri belirlenenler olmayalım!
Kur’an ve sünnetle düşünenler olalım!
Allah aşkına düşündürülmeyelim, düşünelim!
Fazladan izahat, lisânen kabahattir.
Vesselam…